Kahramankazan'da psikiyatri hakkında bilgi arayan yetişkinler için sayfamıza hoş geldiniz. İlişkilerde yaşanan yoğun kaygılar kişinin hayatını zorlaştırabilir; bu kaygıların kökenini anlamak değişimin ilk adımıdır.
Terk edilme korkusu yaşayan kişi, yakın ilişkilerde sürekli olarak sevilmediği, bırakılacağı ya da yalnız kalacağı kaygısı taşır. Bu kaygı küçük ipuçlarıyla tetiklenir: geç gelen bir mesaj, iptal edilen bir buluşma ya da partnerin yorgun bir yüz ifadesi. Kişi güvence almak için sık sık sorular sorar, partnerinin nerede olduğunu kontrol eder ya da tersine, terk edilmeden önce kendisi uzaklaşmayı seçer. Bu davranışlar ilişkiyi zorlar ve korkulan sonucu kolaylaştırabilir.

Terk edilme korkusu çoğu zaman erken dönemdeki bağlanma deneyimleriyle ilişkilidir: ebeveynden ayrılık, kayıp, ihmal ya da sevginin tutarsız olduğu bir ortamda büyümek gibi. Yetişkinlikte yaşanan aldatılma ya da ani ayrılıklar da bu korkuyu güçlendirebilir. Kaygılı bağlanma biçimi olan kişilerde daha sık görülür.
Yoğun terk edilme korkusu; dürtüsellik, duygudurumda ani dalgalanmalar ve kendine zarar verme davranışlarıyla birlikteyse borderline kişilik özellikleri açısından değerlendirilir. Depresyon ve kaygı bozuklukları da eşlik edebilir. Bu ayrımı yapmak tedavinin yönünü belirler.
Şema terapi ve bilişsel davranışçı terapi, terk edilme korkusunun kökenini anlamaya ve ilişkilerde tekrarlayan döngüleri fark etmeye yardım eder. Kişi kaygı yükseldiğinde kendini yatıştırmayı, güvenceyi yalnızca partnerden değil kendinden de alabilmeyi öğrenir. İlişki dışındaki arkadaşlıklar, ilgi alanları ve kişinin kendine ait bir hayatı olması da korkunun gücünü azaltır.
Kahramankazan'da yaşayan yetişkinler, ilişkileri ve günlük hayatı zorlayan terk edilme korkusu için psikiyatri polikliniklerine ya da muayenehanelere randevuyla başvurabilir. Görüşmeler gizlidir. İlk görüşmede ilişkilerinizde tekrar eden örüntüleri, kaygının en çok hangi durumlarda yükseldiğini ve geçmişteki önemli ayrılıkları konuşmak, terapinin yönünü belirlemeye yardım eder. Uzun süreli bir terapi sürecinde düzenli görüşmeler değişimin temelidir.
Tek başına bir hastalık değildir; ancak yoğun olduğunda ilişkileri ve ruh sağlığını belirgin biçimde etkiler.
Güvence kısa süreli rahatlatır ama korkuyu kalıcı olarak azaltmaz; terapide bu döngüyle çalışılır.
Çoğu zaman erken bağlanma deneyimleriyle ilişkilidir, ama yetişkinlikteki olaylar da etkiler.
Yalnız kalma korkusu, zarar veren ilişkilerde kalmaya yol açabilir; destek almak bu kararı kolaylaştırır.
Kişiye göre değişir; köklü örüntülerde süreç aylar sürebilir.