Otizm her toplumda ve her sosyoekonomik düzeyde görülür; erkek çocuklarda daha sık tanı alır. Genetik etkenler belirleyici rol oynar; kardeşlerden birinde otizm olan ailelerde diğer çocuklarda risk artar. Aşıların otizme yol açtığı iddiası kapsamlı araştırmalarla çürütülmüştür.
Belirtiler çoğu zaman 12 ila 24 ay arasında belirginleşir. Aileler genellikle aşağıdaki durumları fark eder:
Bu belirtilerden birkaçının birlikte görülmesi bir çocuk psikiyatristine başvurmak için yeterli nedendir. "Bekleyelim, konuşur" yaklaşımı değerli zamanın kaybına yol açabilir.
Okul öncesi dönemde iletişim ve oyun farklılıkları ön plandadır. Okul çağında sosyal ilişkileri sürdürmekte zorlanma, esprileri ve mecazları anlamakta güçlük, belirli konulara yoğun ilgi belirginleşir. Dil gelişimi yaşıtlarıyla benzer olan bazı çocuklar ancak okulda sosyal beklentiler arttığında fark edilir. Ergenlikte ise yalnızlık, kaygı ve depresyon eşlik edebilir.
Otizm tanısı çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından, çocuğun doğrudan gözlemi ve ailenin anlattığı gelişim öyküsüyle konur. Değerlendirmede çocuğun oyunu, iletişim girişimleri, göz teması ve tepkileri yapılandırılmış biçimde gözlemlenir. İşitme testi mutlaka yapılır; gerekirse genetik ve nörolojik incelemeler istenir. Gelişim düzeyi ve dil becerileri de değerlendirilerek çocuğa özel bir destek planı oluşturulur.
Otizmin temel tedavisi, çocuğun iletişim, sosyal ve günlük yaşam becerilerini geliştirmeye yönelik yoğun ve yapılandırılmış eğitimdir. Erken yaşta başlanan, haftada çok sayıda saat süren ve aileyi de içine alan programlar en iyi sonucu verir. Dil ve konuşma terapisi, ergoterapi ve duyusal düzenleme çalışmaları programı tamamlar.
Otizmi ortadan kaldıran bir ilaç yoktur. Ancak eşlik eden aşırı öfke nöbetleri, uyku sorunları, dikkat eksikliği ya da kaygı için çocuk psikiyatristi ilaç tedavisi önerebilir. Bilimsel temeli olmayan özel diyetler ve "mucize" tedavi vaatleri konusunda dikkatli olunmalıdır.
Yaşamın ilk yıllarında beyin gelişimi çok hızlıdır ve çocuk bu dönemde öğrenmeye en açık hâldedir. Bu nedenle "biraz daha bekleyelim, nasıl olsa konuşur" yaklaşımı yerine, kaygı duyulduğu anda değerlendirme istenmesi önerilir. Erken başlanan yoğun ve yapılandırılmış eğitim, dil, iletişim ve günlük yaşam becerilerinde belirgin ilerleme sağlayabilir.
Konuşma gecikmesi olan her çocukta önce işitme değerlendirmesi yapılmalıdır. İşitme kaybı, otizme benzer biçimde seslenince dönmeme ve konuşma gecikmesine yol açabilir.
Bu durumların tedavi edilmesi, çocuğun eğitime katılımını ve ailenin günlük yaşamını kolaylaştırır.
Okul çağına gelen otizmli çocuk için, eğitim ihtiyacının belirlenmesi amacıyla rehberlik ve araştırma merkezlerinde eğitsel değerlendirme yapılır. Çocuğun durumuna göre kaynaştırma (bütünleştirme) yoluyla genel sınıfta eğitim, destek eğitim odası ya da özel eğitim sınıfı gibi seçenekler değerlendirilir. Her çocuk için bireyselleştirilmiş bir eğitim programı hazırlanması, öğretmenin çocuğun güçlü yönlerini ve desteğe ihtiyaç duyduğu alanları bilmesini sağlar.
Otizmli bir çocuğun bakımı ailenin tüm düzenini etkiler. Kardeşler zaman zaman ihmal edildiklerini hissedebilir ya da yaşlarından büyük sorumluluklar üstlenebilir. Her kardeşle baş başa geçirilen kısa ama düzenli zamanlar, kardeşe otizmin yaşına uygun bir dille anlatılması ve sorularının dinlenmesi aile içi dengeyi korur. Ebeveynlerin de kendi dinlenmelerine zaman ayırması, benzer deneyimleri olan ailelerle bir araya gelmesi ve gerektiğinde kendi ruh sağlıkları için destek alması uzun soluklu süreçte tükenmeyi önler.
Ankara'da otizm değerlendirmesi çocuk ve ergen psikiyatrisi polikliniklerinde yapılır. Tanı sonrasında özel eğitim desteği için gerekli raporlar düzenlenir ve aileler eğitim kurumlarına yönlendirilir. Görüşmeye çocuğunuzun gelişimini gösteren videolar, aşı ve sağlık karnesi ve gözlemlerinizi içeren notlarla gitmeniz değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Belirtiler çoğunlukla 12–24 ay arasında fark edilir; deneyimli bir değerlendirmeyle tanı 2 yaş civarında güvenilir biçimde konabilir.
Pek çok çocuk erken ve yoğun eğitimle konuşma becerisi kazanır. Konuşmayan çocuklar için alternatif iletişim yöntemleri de etkilidir.
Otizm yaşam boyu süren bir gelişim farklılığıdır; ancak erken eğitimle çocukların becerileri ve bağımsızlıkları belirgin biçimde gelişir.
Ekran otizme yol açmaz; ancak aşırı ekran süresi dil ve sosyal etkileşim fırsatlarını azaltabileceği için sınırlanması önerilir.
Otizm yaşam boyu süren bir gelişimsel farklılıktır; ancak erken ve düzenli eğitimle pek çok çocuk iletişim ve bağımsız yaşam becerilerinde önemli ilerleme kaydeder.
Ekranın tek başına otizme neden olduğu gösterilmemiştir. Ancak erken yaşta aşırı ekran kullanımı dil ve sosyal gelişimi olumsuz etkileyebileceği için sınırlanması önerilir.
Kız çocuklarında belirtiler daha sessiz seyredebilir ve sosyal güçlükler taklit yoluyla gizlenebilir; bu nedenle tanı daha geç konabilir.