Borderline kişilik bozukluğu genellikle ergenlik ve genç yetişkinlikte belirginleşir. Duygusal duyarlılığa doğuştan yatkınlık ile çocukluktaki zorlayıcı yaşantıların (ihmal, istismar, kayıp, tutarsız bakım) birleşimi rol oynar. Herkeste bu yaşantılar bulunmaz; tanı, kişinin bugünkü örüntülerine göre konur.
Duyguların yoğunluğu kişinin iş ve okul hayatını, aile ve partner ilişkilerini zorlar. Kişi çoğu zaman bu dalgalanmalardan kendisi de çok yorulur ve utanç duyar. Depresyon, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları ve madde kullanımı sık eşlik eder. Kendine zarar verme davranışları ciddiye alınmalı ve mutlaka tedavi sürecinde ele alınmalıdır.
Tanı, birkaç görüşmeye yayılan ayrıntılı bir psikiyatrik değerlendirmeyle konur. Psikiyatrist, kişinin ilişki örüntülerini, duygu dalgalanmalarının süresini, dürtüsel davranışlarını ve kendine zarar verme öyküsünü değerlendirir. Bipolar bozukluk, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu ve dikkat eksikliğinden ayırt etmek tedavi seçimi için önemlidir.
Psikoterapi tedavinin temelidir. Diyalektik davranış terapisi, duyguları düzenleme, sıkıntıya dayanma, ilişkilerde etkili olma ve farkındalık becerilerini öğretir ve kendine zarar verme davranışlarını azaltmada etkilidir. Mentalizasyon temelli terapi ve şema terapi de kullanılan yöntemler arasındadır.
İlaç tedavisi borderline kişilik bozukluğunun kendisini değil, eşlik eden depresyon, kaygı, dürtüsellik ya da uyku sorunları gibi belirtileri hedefler ve psikoterapinin yanında yardımcı olarak kullanılır.
Borderline kişilik bozukluğundaki duygu değişimleri genellikle saatler içinde gelişir ve çoğu zaman bir ilişki olayı, eleştiri ya da terk edilme algısıyla tetiklenir. Bipolar bozuklukta ise duygudurum dönemleri günler ya da haftalarca sürer ve uyku ihtiyacının azalması gibi belirgin değişikliklerle birlikte görülür. İki durum birlikte de bulunabilir; ayırt edilmesi tedavi seçimini doğrudan etkiler.
Depresyon, kaygı bozuklukları, travma sonrası stres, dikkat eksikliği ve madde kullanımı borderline kişilik bozukluğuna sık eşlik eder ve tedavi planında ayrıca ele alınır.
Ergenlik dönemi doğası gereği duygusal dalgalanmalarla geçer; bu nedenle borderline tanısı ergenlerde dikkatle konur. Ancak tekrarlayan kendine zarar verme, yoğun terk edilme korkusu, çok dengesiz ilişkiler ve sürekli boşluk hissi bir arada görülüyorsa erken değerlendirme önemlidir. Bu yaşta başlanan beceri odaklı terapiler ve aileyle birlikte yürütülen çalışmalar, belirtilerin yerleşmesini önleyebilir.
Borderline kişilik bozukluğunun tedavisi aylara yayılan, düzenli bir süreçtir. Haftalık bireysel görüşmeler, beceri grupları ve kriz anları için önceden hazırlanmış bir güvenlik planı tedavinin temel parçalarıdır. Başlangıçta öfke patlamaları ve kendine zarar verme gibi en riskli davranışlar hedeflenir; ardından ilişkiler ve kimlik duygusu üzerinde çalışılır. Araştırmalar, tedavi alan kişilerin büyük bölümünde belirtilerin zamanla belirgin biçimde azaldığını göstermektedir.
Borderline kişilik bozukluğunun kendisini doğrudan tedavi eden bir ilaç yoktur; tedavinin temeli psikoterapidir. Bununla birlikte eşlik eden depresyon, kaygı, uyku sorunları ya da çok yoğun öfke ve dürtüsellik için psikiyatrist belirli ilaçları bir süre için önerebilir. İlaç kullanımında hedeflenen belirtiler açıkça belirlenir ve etkisi düzenli olarak değerlendirilir; fayda sağlamayan ilaçlar sürdürülmez. Kriz dönemlerinde birden fazla ilacın üst üste eklenmesinden kaçınılır. Elde fazla miktarda ilaç bulundurulmaması da güvenlik planının bir parçası olarak konuşulur.
Ankara'da borderline kişilik bozukluğu için yetişkin psikiyatrisi alanında çalışan psikiyatristlere başvurulabilir; tedavi genellikle uzun soluklu psikoterapi programlarıyla birlikte yürütülür. Ergen yaştaki gençlerde değerlendirme çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından yapılır.
Evet. Uygun psikoterapiyle pek çok kişide belirtiler zamanla belirgin biçimde azalır ve ilişkiler dengelenir.
Hayır. Bipolar bozuklukta günler-haftalar süren dönemler vardır; borderline kişilik bozukluğunda ise duygular saatler içinde ve çoğu zaman ilişkisel olaylara bağlı olarak değişir.
Çoğu zaman dayanılmaz duygularla baş etme girişimidir. Her zaman ciddiye alınmalı ve tedavi edilmelidir.
Psikoterapi programları genellikle aylar ile bir iki yıl arasında sürer; ilerleme kişiden kişiye değişir.
Evet. Uygun psikoterapilerle kişilerin büyük bölümünde belirtiler belirgin biçimde azalır ve ilişkiler, iş ve okul yaşamı düzelir.
Tanı bir yargı değil, belirtileri anlamak ve doğru tedaviyi seçmek için kullanılır. Tanı bilgileri tıbbi gizlilik kapsamındadır.
Duygularını onaylarken zarar verici davranışlara net sınırlar koymak ve tedaviye katılımını desteklemek önemlidir; kendi ruh sağlığınız için de destek alabilirsiniz.