Sosyal anksiyete bozukluğu genellikle ergenlikte başlar ve tedavi edilmezse yıllarca sürebilir. Çocuklukta belirgin çekingenlik, aşırı eleştirel ya da koruyucu aile ortamı, alay edilme ve zorbalık deneyimleri risk etkenleri arasındadır. Pek çok kişi bu durumu bir kişilik özelliği sanarak yardım almaz.
Sosyal kaygı yaşayan kişiler derslerde söz almaktan kaçındığı için başarıları düşük görünebilir, iş görüşmelerine gitmeyebilir, terfi gerektiren görevlerden uzak durabilir. Arkadaşlık ve romantik ilişkiler kurmak zorlaşır. Bazı kişiler sosyal ortamlarda rahatlamak için alkole başvurur; bu da zamanla ayrı bir soruna dönüşebilir. Uzun süren sosyal kaygıya depresyon eşlik edebilir.
Psikiyatrist, kişinin hangi ortamlarda kaygı yaşadığını, ne kadar süredir sürdüğünü, kaçınma davranışlarını, alkol kullanımını ve eşlik eden depresyonu değerlendirir. Sosyal kaygıyı otizm spektrum özelliklerinden, depresyondan ve panik bozukluktan ayırt etmek tedavi seçimi için önemlidir.
Bilişsel davranışçı terapi sosyal anksiyete bozukluğunda en etkili yöntemdir. Kişi, olumsuz değerlendirileceğine dair düşüncelerini sınar, dikkatini kendinden çok çevresine yöneltmeyi öğrenir ve kaçındığı sosyal durumlara aşamalı olarak girer. Grup terapileri de bu alanda oldukça yararlıdır.
İlaç tedavisi: belirtiler yoğunsa ya da terapiyle birlikte destek gerekiyorsa psikiyatrist uzun süreli kullanıma uygun ilaçlar önerebilir. Sunum gibi belirli durumlardaki bedensel belirtiler için kısa süreli destekler de değerlendirilebilir; hangi seçeneğin uygun olduğuna hekim karar verir.
Utangaç kişi yeni ortamlarda bir süre çekingen davranır, ancak zamanla ısınır ve istediği şeyleri yapmaktan geri durmaz. Sosyal anksiyete bozukluğunda ise korku o kadar yoğundur ki kişi derse katılmaktan, iş görüşmesine gitmekten, telefonla randevu almaktan ya da bir restoranda sipariş vermekten kaçınır. Kaygı, olaydan günler önce başlar ve olaydan sonra da sürer. Fark, korkunun şiddetinde ve kişinin hayatını ne kadar kısıtladığındadır.
Sosyal kaygıda kişi, rezil olmamak için farkında olmadan bazı "güvenlik davranışları" geliştirir: göz temasından kaçınmak, telefonla ilgilenir görünmek, söyleyeceklerini önceden ezberlemek, kızarmayı gizlemek için kalın giyinmek gibi. Bu davranışlar kısa vadede rahatlatır ama korkunun gerçekte olmayacağını öğrenmeyi engeller.
Ortamdan ayrıldıktan sonra yaşananları zihinde tekrar tekrar gözden geçirmek ve her ayrıntıyı olumsuz yorumlamak da kaygıyı bir sonraki duruma taşır. Terapide bu döngü fark edilir ve adım adım kırılır.
Kaygı günlük hayatı belirgin biçimde kısıtlıyorsa, eşlik eden depresyon varsa ya da terapiye tek başına yeterli yanıt alınamıyorsa psikiyatrist ilaç tedavisi önerebilir. Bu amaçla kullanılan antidepresanların etkisi birkaç hafta içinde başlar ve iyileşmeden sonra da bir süre sürdürülmeleri önerilir.
Sosyal kaygı, kişinin yeteneklerinin çok altında bir eğitim ya da iş hayatı sürdürmesine yol açabilir: sunum gerektiren bölümleri seçmemek, terfiyi reddetmek, toplantılarda fikrini söyleyememek gibi. Tedavi ile birlikte bu alanlarda küçük hedefler belirlemek, kazanımların kalıcı olmasını sağlar.
Ergenlerde sosyal kaygı çoğu zaman sınıfta söz almamak, tahtaya kalkmamak için okula gitmemek, kantinde yalnız yemek yememek için öğle yemeğini atlamak ve arkadaş davetlerini sürekli geri çevirmek biçiminde görülür. Gençler kaygılarını aileleriyle paylaşmakta zorlanabilir; dışarıdan bakıldığında yalnızca içine kapanık ya da ilgisiz görünebilirler. Ekranda yazışarak iletişim kurmak yüz yüze iletişimin yerini almaya başladıysa ve genç giderek yalnızlaşıyorsa, bir çocuk ve ergen psikiyatristiyle görüşmek önerilir. Ergenlikte başlanan tedavi, sorunun yetişkinliğe taşınmasını önler ve gencin eğitim ve meslek seçimlerini kaygının değil kendi isteklerinin belirlemesine yardım eder.
Ankara'da sosyal anksiyete bozukluğu için psikiyatri polikliniklerine ya da psikiyatristlerin muayenehanelerine başvurulabilir. Tedavi genellikle psikiyatrist ve bilişsel davranışçı terapi uygulayan bir uzmanın iş birliğiyle yürütülür. Ergenlerde değerlendirme çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından yapılır.
Utangaç kişiler yeni ortamlarda bir süre çekingen davranır ama zamanla rahatlar. Sosyal fobide korku yoğundur, uzun sürer ve kişinin okul, iş ve ilişkilerini kısıtlar.
Tedaviyle kişilerin çoğunda kaygı belirgin biçimde azalır ve kaçınılan durumlarla rahatça baş edilebilir hâle gelir.
Online görüşmeler başlangıçta kolaylık sağlayabilir; ancak tedavinin bir parçası olarak yüz yüze sosyal durumlarla aşamalı yüzleşme de planlanır.
Kızarma sosyal kaygının bir parçasıysa, kaygının tedavisiyle birlikte azalır. Uygun yöntemi psikiyatristinizle konuşun.
Çoğu zaman tedavi edilmezse yıllarca sürer ve kaçınmalar arttıkça hayat daralır. Etkili tedavilerle belirgin iyileşme sağlanabilir.
Online görüşmeler ilk adımı kolaylaştırabilir ve terapi online sürdürülebilir; maruz bırakma çalışmalarının gerçek ortamlarda da uygulanması gerekir.
Evet. Kızarma korkusu sosyal kaygının sık bir belirtisidir ve bilişsel davranışçı terapiyle belirgin biçimde azalır.