Keçiören'de kendisi ya da bir yakını için psikiyatri hakkında bilgi arayanlara hoş geldiniz. Bazen bir yakınmanın ruhsal mı bedensel mi olduğunu ayırmak zordur; psikiyatri muayenesi bu ayrımı yapmaya ve doğru yolu bulmaya yardımcı olur. Burada ailelerin ve yetişkinlerin psikiyatriye dair en sık sorularına sade yanıtlar veriyoruz. Bu sayfada ayrıntılı ele aldığımız konu, sürekli hastalanma korkusuyla kendini gösteren hastalık kaygısı.
Hastalık kaygısında kişi ciddi bir hastalığı olduğundan ya da olacağından yoğun biçimde korkar ve bu korku en az altı ay boyunca günlük yaşamını belirgin biçimde etkiler. Bedendeki küçük değişiklikler (bir ben, hafif bir ağrı, bir kas seğirmesi) ciddi bir hastalığın işareti olarak yorumlanır. Muayene ve tetkik sonuçları normal çıktığında kısa bir rahatlama yaşanır; ancak kısa sürede yeni bir şüphe ortaya çıkar. Halk arasında hipokondri olarak bilinen bu durum, kaygı bozuklukları ailesine yakındır.

Hastalık kaygısında bir kısır döngü işler: kişi bedeninde bir duyum fark eder, bunu tehlikeli yorumlar, kaygılanır; kaygı ise çarpıntı, mide yakınmaları ve kas gerginliği gibi yeni bedensel belirtilere yol açar. Kişi bu yeni belirtileri de hastalık kanıtı sayar. Kontrol etme, internette arama ve güvence isteme kısa süreliğine rahatlatır ama uzun vadede kaygıyı besler; çünkü beyin her seferinde "tehlike var, kontrol etmeliyim" mesajını pekiştirir.
Evet. Kaygı bedende gerçek değişikliklere yol açar: çarpıntı, göğüste sıkışma, nefes darlığı hissi, baş dönmesi, karıncalanma, mide-bağırsak yakınmaları ve kas ağrıları. Bu belirtiler kişinin uydurması değildir; ancak çoğu zaman tehlikeli bir hastalığın değil, kaygının bedendeki yansımasıdır. Elbette yeni ve farklı belirtilerin bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir; burada amaç her belirtiyi yok saymak değil, kontrol ve tetkik döngüsünden çıkmaktır.
İnternette belirti aramak, hastalık kaygısını besleyen en yaygın alışkanlıklardan biridir. Arama sonuçları çoğu zaman en ciddi ve en nadir hastalıkları öne çıkarır; bu da kaygıyı artırır. Bir arama diğerini doğurur ve kişi saatlerce ekran başında kalabilir. Tedavinin önemli bir adımı, belirti aramayı aşamalı olarak azaltmak ve bunun yerine kaygıyla baş etme becerilerini kullanmaktır.
Psikiyatrist önce yakınmaların daha önce nasıl araştırıldığını ve tetkik sonuçlarını gözden geçirir; gereksiz ve tekrarlayan tetkiklerden kaçınmak için aile hekimiyle iş birliği önerir. Kaygının başladığı dönemi, tetikleyen olayları (bir yakının hastalığı ya da ölümü gibi), depresyon ve panik bozukluğu gibi eşlik eden durumları değerlendirir. Kişinin kaygısının ciddiye alındığını hissetmesi, tedaviye katılımı için çok önemlidir.
Bilişsel davranışçı terapi hastalık kaygısında etkili bir yöntemdir. Kişi bedensel duyumlara yüklediği felaket anlamlarını fark eder, kontrol etme ve güvence arama davranışlarını aşamalı olarak azaltır ve belirsizliğe tahammül etmeyi öğrenir. Düzenli aralıklarla, belirtiye göre değil takvime göre yapılan hekim kontrolleri, "her belirtide doktora koşma" döngüsünü kırar. Kaygı çok yoğunsa ya da depresyon eşlik ediyorsa psikiyatrist ilaç tedavisi önerebilir.
Sürekli güvence vermek ("Hiçbir şeyin yok") kısa süre rahatlatsa da kaygıyı besler; tersine kişiyi küçümsemek ("Hep abartıyorsun") de yalnızlaştırır. En yararlı tutum, kaygının gerçek olduğunu kabul etmek, belirti tartışmalarına girmeden kişiyi kaygıyla baş etme becerilerini kullanmaya ve tedaviye devam etmeye cesaretlendirmektir.
Ünlü birinin hastalık haberi, bir yakının tanı alması ya da salgın dönemleri hastalık kaygısını belirgin biçimde artırabilir. Kişi haberlerde okuduğu belirtileri kendi bedeninde aramaya başlar ve sağlıkla ilgili içerikleri saatlerce tüketebilir. Bu dönemlerde sağlık haberlerini günde bir kez ve güvenilir kaynaklardan takip etmek, sürekli bildirim ve video akışından uzak durmak kaygının yükselmesini önler.
Bir yakının hastalığı ya da ölümü sonrasında aynı hastalığa yakalanma korkusu da sık görülür. Bu korku yasla iç içe geçebilir ve yalnızca tetkiklerle değil, kaybın kendisiyle de çalışılmasını gerektirebilir.
Hastalık kaygısı yaşayan kişiler için hekimle güvene dayalı ve sürekli bir ilişki çok değerlidir. Farklı hekimlere gidip aynı tetkikleri tekrarlatmak yerine, kişiyi tanıyan bir aile hekimi ya da dahiliye uzmanıyla düzenli aralıklarla, örneğin birkaç ayda bir planlı kontroller yapmak kaygının yönetilmesini kolaylaştırır. Bu kontrollerde yeni belirtiler değerlendirilir ama her belirtide acil tetkik istenmez.
Hekiminize hastalık kaygısı yaşadığınızı açıkça söylemek de yararlıdır; böylece hekim gereksiz tetkiklerden kaçınarak size güvence verebilir ve psikiyatrik destekle birlikte çalışabilir.
Keçiören'de yaşayanlar hastalık kaygısı için psikiyatri polikliniklerine ya da muayenehanelere başvurabilir. İlk görüşmeye daha önce yapılmış tetkiklerin sonuçlarını götürmek, gereksiz tekrarların önüne geçer.
Evet. Kişiyi yoran, günlük yaşamı kısıtlayan ve tedavi edilebilen bir kaygı durumudur.
Hastalık kaygısında rahatlama kısa sürer; kaygı yeni bir şüpheye kayar. Bu döngü terapiyle kırılabilir.
Evet, aşamalı olarak azaltmak tedavinin önemli bir parçasıdır; arama kaygıyı kısa süreliğine azaltıp uzun vadede artırır.
Olabilir. Panik ataklardaki bedensel belirtiler hastalık korkusunu artırabilir; ikisi birlikte görülebilir ve birlikte tedavi edilir.
Çoğu zaman terapi yeterlidir. Kaygı çok yoğun ya da depresyon eşlik ediyorsa ilaç tedavisi değerlendirilir.
Yeni ve farklı belirtiler için hekiminize danışın; ancak aynı belirti için tekrar tekrar tetkik yaptırmak yerine planlı kontrolleri tercih edin.
Bazen hafifleyebilir ama çoğu zaman yıllarca dalgalanarak sürer; tedaviyle belirgin düzelme sağlanır.