Ankara Etimesgut'ta psikiyatri ve ruh sağlığı hakkında bilgi alabileceğiniz sayfamıza hoş geldiniz. İnsan ilişkileri ruh sağlığının en güçlü koruyucularından biridir; ilişkiler azaldığında ya da anlamını yitirdiğinde ruh hâli de etkilenir. Burada her yaştan kişinin psikiyatriye hangi durumlarda başvurduğunu sade bir dille anlatıyoruz. Bu sayfanın ayrıntılı konusu yalnızlık: yalnız olmakla yalnız hissetmek arasındaki fark ve yalnızlığın depresyonla ilişkisi.
Yalnız kalmak, kişinin tek başına zaman geçirmesidir ve çoğu zaman dinlendirici olabilir. Yalnızlık ise istenmeyen bir duygudur: kişi anlaşılmadığını, görülmediğini ya da ait olmadığını hisseder. Bu nedenle çok sayıda arkadaşı olan biri de yalnız hissedebilir; az sayıda ama yakın ilişkisi olan biri ise kendini yalnız hissetmeyebilir. Önemli olan ilişkilerin sayısı değil, niteliğidir.

Yalnızlık her yaşta görülebilir; ancak bazı dönemlerde risk artar: yeni bir şehre taşınma, üniversiteye başlama, boşanma ya da eşin kaybı, emeklilik, uzun süreli hastalık ve hareket kısıtlılığı, evden çalışma ve çocukların evden ayrılması. Genç yetişkinler sosyal medyada çok sayıda bağlantıya rağmen derin bir yalnızlık yaşayabilir. İleri yaştaki kişilerde işitme kaybı, bakıma muhtaç olma ve yakın arkadaşların kaybı yalnızlığı artırır.
Uzun süren yalnızlık depresyon, kaygı bozuklukları ve uyku sorunları riskini artırır; ileri yaşta bilişsel gerilemeyle de ilişkilidir. Bedende stres hormonlarının yükselmesine, bağışıklığın zayıflamasına, kalp-damar hastalıkları riskinin artmasına yol açabilir. Yalnızlık ayrıca alkol kullanımını ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarını da artırabilir. Bu nedenle yalnızlık yalnızca duygusal bir sorun değil, bir sağlık meselesi olarak görülmelidir.
Uzun süre yalnız kalan kişiler zamanla sosyal ortamlara karşı daha tetikte ve çekingen hâle gelebilir: başkalarının davranışlarını reddedilme olarak yorumlama, sosyal davetleri geri çevirme ve yalnızlığı "zaten kimse beni istemiyor" düşüncesiyle açıklama. Bu tutumlar yeni bağlar kurmayı zorlaştırır ve yalnızlığı derinleştirir. Döngünün farkına varmak, onu kırmanın ilk adımıdır.
Yalnızlık ve depresyon birbirini besler. Depresyondaki kişi enerji ve istek kaybı nedeniyle insanlardan uzaklaşır; uzun süren yalnızlık ise depresyona zemin hazırlar. Keyif alamama, uyku ve iştah değişiklikleri, değersizlik ve umutsuzluk düşünceleri eşlik ediyorsa psikiyatrik değerlendirme gerekir. Sosyal kaygı bozukluğu da kişinin istediği hâlde ilişki kuramamasının ve yalnızlığın önemli bir nedeni olabilir.
Psikiyatrist yalnızlığa eşlik eden depresyon, kaygı, sosyal kaygı bozukluğu ya da uyku sorunlarını değerlendirir ve tedavi eder. Bilişsel davranışçı terapi, sosyal ortamlardaki olumsuz beklentileri ve reddedilme yorumlarını gözden geçirmeye, aşamalı olarak sosyal etkinliklere katılmaya yardım eder. Grup terapileri, hem destek hem de güvenli bir ortamda ilişki kurma deneyimi sağlar. İleri yaştaki kişilerde işitme ve görme sorunlarının giderilmesi de sosyal katılımı belirgin biçimde artırır.
Yalnız yaşayan yaşlı bir ebeveyn, yeni taşınmış bir arkadaş ya da kayıp yaşamış bir komşu için düzenli ve kısa temaslar büyük fark yaratır. Uzun ve seyrek ziyaretler yerine sık ve kısa telefonlar, birlikte yapılacak küçük işler ve kişiyi etkinliklere davet etmek yalnızlığı azaltır. Kişinin geri çekilmesi ve keyifsizliği derinleşiyorsa bir uzmana başvurmasını cesaretlendirin.
Yalnızlık çoğu zaman yaşlılıkla ilişkilendirilse de genç yetişkinler arasında da çok yaygındır. Üniversite için başka bir şehre taşınmak, ilk işe başlamak, arkadaş gruplarının dağılması ve uzun saatler ekran başında geçirmek, gençlerde derin bir yalnızlık duygusuna yol açabilir. Sosyal medyada başkalarının hayatlarını sürekli izlemek ise "herkes eğleniyor, ben yalnızım" düşüncesini güçlendirir.
Gençler için ortak ilgiye dayalı topluluklar (spor kulüpleri, gönüllü gruplar, kurslar) yeni bağlar kurmanın en kolay yollarıdır. Arkadaşlıkların zaman ve tekrar gerektirdiğini bilmek, ilk denemelerde hayal kırıklığına uğramayı azaltır.
Evden çalışmak esneklik sağlasa da iş arkadaşlarıyla gün içindeki küçük sohbetlerin kaybolması yalnızlığı artırabilir. Günler aynı odada, ekran karşısında geçtiğinde kişi farkında olmadan haftalarca kimseyle yüz yüze görüşmeyebilir. Bu durum zamanla keyifsizlik ve motivasyon kaybına dönüşebilir.
Evden çalışanlar için haftada en az birkaç kez evden çıkmak, ortak çalışma alanlarında ya da kafelerde çalışmak, iş arkadaşlarıyla kameralı kısa görüşmeler yapmak ve iş sonrasına sosyal bir etkinlik planlamak yalnızlığı önlemeye yardım eder. Günlük düzenin içine dışarıda geçirilen zamanı bilinçli olarak eklemek önemlidir.
Etimesgut'ta yaşayanlar yalnızlığa eşlik eden keyifsizlik, kaygı ya da uyku sorunları için psikiyatri polikliniklerine ya da muayenehanelere başvurabilir. Hareket kısıtlılığı olanlar için kontrol görüşmelerinin bir kısmı online yapılabilir.
Hayır, bir duygudur; ancak uzun sürdüğünde depresyon, kaygı ve bedensel sağlık sorunları riskini artırır.
Yalnızlık ilişkilerin sayısından çok niteliğiyle ilgilidir; yakın ve anlaşıldığınızı hissettiğiniz bağların azlığı yalnızlığa yol açabilir.
Yakınlarla aktif iletişim için kullanıldığında yardımcı olabilir; pasif gezinme ve karşılaştırma ise yalnızlığı artırabilir.
Yalnızlığın kendisi için değil, eşlik eden depresyon ya da kaygı bozukluğu için ilaç kullanılabilir.
Gönüllülük, kurslar, düzenli fiziksel etkinlik ve aile ile arkadaşlarla planlı buluşmalar yeni bir günlük düzen ve bağ kurmaya yardım eder.
Sık ve kısa temaslar, birlikte yapılan küçük işler ve işitme gibi sağlık sorunlarının giderilmesine destek çok değerlidir.
Yalnızlığa haftalardır süren keyifsizlik, umutsuzluk, uyku ya da iştah değişiklikleri eşlik ediyorsa başvurmanız önerilir.