Hayatın zor anlarında üzülmek, bir kaybın ardından yas tutmak ya da yoğun bir dönemin sonunda yorgun düşmek depresyon değildir. Depresyonda kişinin ruh hâli en az iki hafta boyunca, neredeyse her gün belirgin biçimde çöker; daha önce keyif aldığı şeyler anlamını yitirir. Buna uyku ve iştah değişiklikleri, enerji kaybı, odaklanma güçlüğü, değersizlik ya da aşırı suçluluk duyguları ve bazen yaşamın anlamsız olduğu düşünceleri eşlik eder.
Depresyon bir zayıflık, tembellik ya da irade eksikliği değildir. Beynin duygu düzenleme sistemlerini etkileyen, biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu nedenle “toparlan” demek yerine uygun destek sunmak gerekir.
| Alan | Görülebilecek değişiklikler |
|---|---|
| Duygu | Çökkünlük, boşluk hissi, sinirlilik, ağlama nöbetleri, umutsuzluk |
| Düşünce | Değersizlik, suçluluk, karar verememe, olumsuz geleceğe odaklanma |
| Beden | Yorgunluk, uyku ve iştah değişiklikleri, ağrılar, hareketlerde yavaşlama |
| Davranış | İçe kapanma, işten ya da okuldan uzaklaşma, sorumlulukları erteleme |
Çocuklarda depresyon, çoğu zaman üzüntüden çok huzursuzluk ve sinirlilik olarak görülür. Oyunlardan zevk almama, arkadaşlarından uzaklaşma, sık ağlama, karın ve baş ağrıları, okul başarısında düşüş ve uyku sorunları dikkat edilmesi gereken işaretlerdir. Küçük çocuklar “içim sıkılıyor” ya da “hiçbir şey yapmak istemiyorum” gibi cümlelerle duygularını anlatmaya çalışabilir.
Ergenlikte depresyon kolaylıkla “ergenlik bunalımı” ile karıştırılır. Öfke patlamaları, odaya kapanma, gece uyuyamayıp gündüz uyuma, derslerden kopma, sosyal medyada saatler geçirme, riskli davranışlar ve kendine zarar verme, ergen depresyonunun sık görülen yüzleridir. Ergen depresyonuna özgü ayrıntılı bilgi için çocuk ve ergenlerde depresyon sayfamıza bakabilirsiniz.
Yetişkinlerde depresyon iş performansında düşüş, aile ilişkilerinde gerginlik, cinsel istekte azalma ve sürekli yorgunlukla kendini gösterir. Pek çok yetişkin belirtilerini yoğun iş temposuna bağlayarak uzun süre yardım almadan yaşamaya devam eder. Bazı kişilerde depresyon belirgin bir kaygı, huzursuzluk ve uykusuzlukla birlikte seyreder.
Doğumu izleyen haftalarda annelerin önemli bir bölümünde geçici bir hüzün görülür. Çökkünlük, bebekle bağ kuramama hissi, yoğun suçluluk ve kaygı iki haftadan uzun sürüyorsa doğum sonrası depresyon düşünülür. Bu tablo yaygındır ve tedavi edilebilir. Ayrıntılı bilgi için doğum sonrası depresyon sayfamıza bakabilirsiniz.
İleri yaşta depresyon çoğu zaman bedensel yakınmalar, unutkanlık, iştahsızlık ve içe kapanma şeklinde görülür ve yaşlılığın doğal bir parçası sanılarak gözden kaçabilir. Oysa ileri yaştaki depresyon da tedaviye iyi yanıt verir. Unutkanlıkla birlikte görülen depresyonun bunamadan ayırt edilmesi önemlidir; bu konuda ileri yaş psikiyatrisi sayfamız yol gösterir.
Depresyonun tek bir nedeni yoktur. Ailesel yatkınlık, beyin kimyasındaki değişiklikler, kronik stres, kayıplar, ilişki sorunları, işsizlik, yalnızlık, süreğen bedensel hastalıklar, hormonal değişiklikler ve bazı ilaçlar depresyon riskini artırabilir. Çocukluk döneminde yaşanan olumsuz deneyimler de yetişkinlikte depresyona yatkınlık yaratabilir. Değerlendirmede bu etkenlerin her biri ayrı ayrı ele alınır.
Depresyonu ortaya koymanın yolu, kişiyle ve gerekirse yakınlarıyla yapılan uzun ve dikkatli bir konuşmadır. Belirtilerin süresi, şiddeti ve yaşamı ne ölçüde etkilediği değerlendirilir. Tiroit hastalıkları, kansızlık, vitamin eksiklikleri ve bazı ilaçların yan etkileri gibi depresyona benzeyen durumlar için gerektiğinde kan tahlilleri istenir. Bipolar bozukluk olasılığı mutlaka sorgulanır; çünkü bu ayrım tedavi seçimini doğrudan etkiler. Çocuk ve ergenlerde aileden, gerekirse okuldan da bilgi alınır.
Hafif depresyonda psikoterapi çoğu zaman tek başına yeterlidir. Orta ve ağır depresyonda psikoterapi ile ilaç tedavisi birlikte kullanılır. Bilişsel davranışçı terapi olumsuz düşünce kalıplarını ve hareketsizlik döngüsünü hedefler; kabul ve kararlılık terapisi ise kişinin değer verdiği yaşam alanlarına dönmesini destekler. Çocuk ve ergenlerde ailenin sürece katılması büyük önem taşır. Tedaviye yanıt alınamayan ağır durumlarda başka seçenekler de değerlendirilir.
Depresyondan iyileşme çoğu zaman düz bir çizgi izlemez; iyi ve kötü günler bir süre birbirini takip eder. İlk düzelme genellikle uyku ve enerjide görülür, ruh hâlindeki düzelme biraz daha geç gelir. İlaç tedavisinde etkinin ortaya çıkması birkaç hafta sürer ve iyileşme sağlandıktan sonra ilacın bir süre daha sürdürülmesi, hastalığın geri dönme riskini azaltır.
Depresyon en çok günlük düzeni bozar: sabah kalkmak zorlaşır, öğünler atlanır, ev işleri birikir, telefonlara bakılmaz. Tedavi sürecinde bu düzenin küçük adımlarla yeniden kurulması, ilacın ve terapinin etkisini güçlendirir. Her gün aynı saatte kalkmak, gün ışığında kısa bir yürüyüş yapmak, günde en az bir kez bir yakınla konuşmak ve bitmesi kolay küçük bir işi tamamlamak, bu adımların başlangıcı olabilir. Hedef, “eskisi gibi her şeyi yapmak” değil, bugün yapılabilecek en küçük şeyi yapmaktır. Bu yaklaşım, depresyonun yarattığı hareketsizlik ve suçluluk döngüsünü kırmaya yardım eder.
Depresyondaki bir öğrencinin ödevlerini yetiştirememesi ya da bir çalışanın verimliliğinin düşmesi, hastalığın bir belirtisidir. Gerekli durumlarda, kişinin onayıyla, okul rehberlik servisiyle iş birliği yapılabilir ya da iş yerinde geçici düzenlemeler konuşulabilir. Kısa süreli bir dinlenme raporu bazı ağır dönemlerde gerekebilir; ancak uzun süreli tamamen uzaklaşmak yerine, kademeli olarak sorumluluklara dönmek çoğu zaman daha iyi sonuç verir.
Bazı hafif depresyonlar zamanla hafifleyebilir; ancak tedavi edilmeyen depresyon daha uzun sürer ve tekrarlama olasılığı artar.
Hayır. Antidepresanlar kişinin karakterini, değerlerini ya da zevklerini değiştirmez; hastalığın yarattığı ağırlık kalktıkça insanlar çoğu zaman “yeniden kendime döndüm” der.
Sinirlilik, içe kapanma, okul başarısında düşüş, uyku düzeninin bozulması ve sevdiği şeylere ilgisizlik, ergen depresyonunun sık işaretleridir.
Depresyon bazı kişilerde tekrarlayabilir. Tedavinin yeterli süre sürdürülmesi ve erken uyarı işaretlerinin tanınması, tekrarlama riskini azaltır.
Kendine zarar verme ya da yaşamına son verme düşünceleri varsa beklemeden 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.
Düzenli fiziksel etkinlik, hafif ve orta depresyonda belirtileri azaltmaya yardımcı olur; tedavinin yerini almaz ama onu destekler.
Psikoterapide ve ilaç tedavisinde ilk olumlu değişiklikler genellikle birkaç hafta içinde görülür; tam iyileşme birkaç ay sürebilir.
Belirtiler ağırsa, uyku ve iştah belirgin bozulduysa ya da ilaç gerekebileceği düşünülüyorsa ilk değerlendirmenin bir psikiyatriste yapılması uygundur. Psikoterapi için psikologlarla birlikte çalışılabilir.
İletişim bilgilerimiz ve başvuru öncesi küçük bir hazırlık listesi iletişim sayfamızda.