Aynı olay, iki farklı kişide çok farklı duygular uyandırabilir. Sınıfta öğretmenin bir öğrenciye “Teneffüste benimle konuş” demesi, bir çocukta merak, başka bir çocukta ise “Kesin bir hata yaptım, cezalandırılacağım” düşüncesiyle yoğun bir korku yaratabilir. Korkan çocuk teneffüste saklanmaya çalışır, karın ağrısı başlar, ertesi gün okula gitmek istemez. Bilişsel davranışçı terapi, işte bu zinciri görünür kılar: olay, o anda akla gelen düşünce, ortaya çıkan duygu, bedendeki tepki ve ardından yapılan davranış.
Bu zincirin her halkası birbirini besler. Kaçınma davranışı kısa vadede rahatlatır ama korkunun yanlış olduğunu öğrenme fırsatını ortadan kaldırır. Terapide kişi, zincirin hangi halkasında değişiklik yapabileceğini keşfeder. Bazen düşünceyi sorgulamak, bazen bedeni sakinleştirmek, bazen de korkulan duruma küçük adımlarla yaklaşmak en etkili yol olur.
| Seans bölümü | İçerik |
|---|---|
| Hafta nasıl geçti | Kısa bir durum değerlendirmesi, duygu düzeyinin puanlanması |
| Ev çalışmasına bakış | Geçen hafta denenen adımların neler öğrettiği |
| Günün konusu | Birlikte belirlenen tek bir zorluk üzerinde çalışma |
| Yeni beceri | Nefes, düşünce kaydı, sorun çözme ya da maruz bırakma adımı |
| Önümüzdeki hafta | Evde denenecek küçük ve somut bir görev |
| Özet | Kişinin seanstan aklında kalanları kendi sözleriyle anlatması |
Seanslar genellikle 45–50 dakika sürer. Çocuk ve ergenlerde seansın bir bölümüne ebeveynler de katılır.
Dört ile altı yaş arasındaki çocuklarla düşünceler üzerine uzun konuşmalar yapmak mümkün değildir. Bu yaşta terapi büyük ölçüde oyun, resim, kuklalar ve hikâyeler aracılığıyla yürür. Çocuk, korkusunu bir canavar ya da bir bulut olarak çizebilir; terapist ve çocuk birlikte bu canavarı küçültmenin yollarını arar. Çalışmanın önemli bir bölümü ise ebeveynlerledir: korkuya nasıl karşılık verileceği, cesaret gösteren davranışların nasıl fark edilip ödüllendirileceği, günlük düzenin nasıl yapılandırılacağı ebeveynlerle birlikte planlanır.
Yedi ile on iki yaş arasındaki çocuklar, düşüncelerini fark etmeyi öğrenebilir. “Kafamdaki ses ne diyor?” ya da “Düşünce balonuma ne yazardım?” gibi somut sorularla çalışılır. Duygu termometresi, cesaret merdiveni ve küçük ödül çizelgeleri sık kullanılan araçlardır. Bu yaşta okul kaygısı, ayrılık kaygısı, belirli korkular, takıntılar ve öfke kontrolü güçlükleri terapinin en sık konularıdır.
Ergenler terapide daha bağımsız çalışabilir; düşünce kayıtları tutabilir, kendi hedeflerini belirleyebilir. Bu dönemde terapistin gencin özerkliğine saygı göstermesi, onu yargılamadan dinlemesi ve terapiyi bir iş birliği olarak kurması çok önemlidir. Sosyal kaygı, depresyon, sınav kaygısı, panik atak ve kendine zarar verme davranışları ergenlik döneminde bilişsel davranışçı yaklaşımın sık uygulandığı alanlardır. Ebeveynler genellikle seansın başında ya da sonunda kısa bir bölüme katılır.
Yetişkinlerde bilişsel davranışçı terapi; depresyon, yaygın kaygı, panik bozukluk, sosyal kaygı, takıntılar, travma sonrası stres, uykusuzluk ve sağlık kaygısı gibi pek çok durumda etkili bir tedavi olarak kabul edilir. Yetişkinler düşünce kalıplarını daha ayrıntılı inceleyebilir ve çocukluktan gelen temel inançları da çalışmaya dahil edebilir.
İleri yaştaki kişilerde terapi biraz daha yavaş bir tempoda, yazılı notlar ve tekrarlarla desteklenerek yürütülür. Emeklilik, yalnızlık, sağlık sorunları ve kayıplarla ilişkili depresyon ve kaygı, bu dönemin sık konularıdır. Uykusuzluk için uyarlanmış bilişsel davranışçı terapi, ilaç kullanımını azaltmak isteyen ileri yaştaki kişiler için de değerli bir seçenektir.
Haftada bir saatlik seans, haftanın geri kalan yüz altmış yedi saatinin yanında oldukça kısadır. Terapide öğrenilen becerilerin kalıcı olması, günlük yaşamda denenmesine bağlıdır. Bu nedenle her seansın sonunda küçük ve uygulanabilir bir görev belirlenir. Görevler okul ödevi gibi değil, bir deney gibi düşünülür: sonuç iyi de olsa kötü de olsa, bir sonraki seansta konuşulacak değerli bir bilgi ortaya çıkar. Çocuklarda bu görevler çoğu zaman ebeveynlerin desteğiyle yapılır.
Çocuk ve ergen terapisinde ebeveynler terapinin “yardımcı antrenörleri” gibidir. Çocuğun korkusuna nasıl yaklaşacaklarını, cesaret gösterdiğinde nasıl takdir edeceklerini ve kendi kaygılarını çocuğa yansıtmamayı öğrenirler. Pek çok ailede, ebeveynlerin iyi niyetle çocuğu korkulan durumdan koruması, kaygının sürmesine yol açar. Terapide bu koruyucu davranışlar nazikçe fark edilir ve adım adım azaltılır. Ailelerin bu süreçte desteklenmesi için ebeveyn danışmanlığı ayrıca planlanabilir.
Bilişsel davranışçı terapi; anksiyete bozuklukları, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres, tik bozuklukları, uyku sorunları ve öfke kontrolü güçlükleri gibi pek çok alanda araştırmalarla desteklenmiş bir yöntemdir. Bazı durumlarda tek başına yeterli olurken, orta ve ağır tablolarda ilaç tedavisi ile birlikte uygulandığında daha güçlü sonuç verir.
Sekiz yaşındaki bir çocuk, parkta bir köpeğin üzerine havlamasından sonra sokağa çıkmak istemez olmuş olsun. Terapide önce çocuğun korkusu bir termometre üzerinde puanlanır ve köpekle ilgili durumlar en kolaydan en zora doğru sıralanır: köpek resmine bakmak, kısa bir köpek videosu izlemek, uzaktan tasmalı bir köpeği seyretmek, sakin bir köpeğin yanından geçmek. Çocuk her basamakta korkusu azalana kadar kalır ve bir sonraki basamağa ancak hazır olduğunda geçer. Ebeveyn bu adımları evde ve sokakta çocuğuyla birlikte tekrarlar, her cesaret adımını fark eder. Birkaç hafta sonra çocuk, sokağa yeniden çıkabildiğini ve korkusunun kendiliğinden azaldığını kendi deneyimiyle öğrenmiş olur.
Bilişsel davranışçı terapi kısa süreli bir yaklaşım olarak tasarlanmıştır. Pek çok kaygı ve depresyon tablosunda 12 ile 20 seans arasında belirgin bir iyileşme beklenir. Süre, sorunun türüne, ne kadar zamandır devam ettiğine ve eşlik eden durumlara göre değişir. Terapinin sonuna doğru seanslar seyrekleştirilir ve kişinin öğrendiklerini tek başına uygulayabilmesi hedeflenir. Bitişten sonra birkaç ay arayla yapılan kontrol görüşmeleri, kazanımların korunmasına yardım eder.
Hayır. Bilişsel davranışçı terapide konuşmanın yanı sıra yazılı çalışmalar, davranış deneyleri, alıştırmalar ve ev görevleri de vardır.
Özellikle küçük çocuklar ilk seanslarda çekingen olabilir. Oyun ve resim gibi araçlarla güven ilişkisi zamanla kurulur.
Odak çoğunlukla bugündeki zorluklardır. Ancak bugünkü düşünce kalıplarını anlamak için gerektiğinde geçmiş yaşantılar da ele alınır.
Evet. Orta ve ağır tablolarda ilaç ile terapinin birlikte kullanılması çoğu zaman tek başına birinden daha etkilidir.
Ergen ve yetişkinlerde görüntülü seanslar etkili olabilir. Küçük çocuklarda ise yüz yüze seanslar genellikle daha uygundur.
Zor bir dönemde belirtilerin hafifçe geri gelmesi olağandır. Öğrenilen beceriler yeniden uygulanır; gerekirse birkaç tazeleme seansı planlanır.
İletişim bilgilerimiz ve başvuru öncesi küçük bir hazırlık listesi iletişim sayfamızda.