Otizm, dünyayı algılama ve başkalarıyla ilişki kurma biçiminin farklı olduğu bir nörogelişimsel durumdur. Otistik bir çocuk sesleri, ışıkları ve dokunuşları yaşıtlarından farklı yaşayabilir; insanların yüz ifadelerini, ses tonlarını ve sosyal kuralları anlamlandırmakta zorlanabilir. Aynı zamanda belirli konulara yoğun ilgi duyabilir, düzen ve tekrar ona güven verebilir.
Otizm bir hastalık gibi tedavi edilip ortadan kalkan bir durum değildir; kişinin gelişim yolunun bir parçasıdır. Ancak otistik çocukların iletişim, öğrenme ve günlük yaşam becerileri uygun destekle belirgin biçimde gelişir. Bu nedenle otizmde amaç çocuğu “değiştirmek” değil, onun potansiyelini en iyi biçimde ortaya çıkarmak ve yaşamını kolaylaştırmaktır. Otizmin farklı şiddet ve biçimlerini kapsayan geniş çerçeve için otizm spektrum bozukluğu sayfamıza bakabilirsiniz.
| Alan | Dikkat çekebilecek durumlar |
|---|---|
| Sosyal etkileşim | Adına dönmeme, göz temasının az olması, sosyal gülümsemenin sınırlı kalması |
| İletişim | İşaret etmeme, el sallamama, konuşmada gecikme ya da öğrenilen sözcüklerin kaybolması |
| Oyun | Oyuncakları sıraya dizme, tekerlek gibi parçalara takılma, taklit oyunlarının az olması |
| Davranış | El çırpma, sallanma, aynı hareketleri tekrarlama, değişikliğe aşırı tepki |
| Duyusal | Seslere kulak kapama, belirli dokulardan kaçınma ya da bunları arama |
Bu işaretlerin bir ya da ikisinin tek başına görülmesi otizm anlamına gelmez. Ancak birden fazlası bir arada ve sürekli görülüyorsa bir uzmandan değerlendirme istenmelidir.
İlk işaretler bazen ilk yılın sonunda fark edilir: bebeğin anne babasının yüzüne az bakması, sesine dönmemesi, karşılıklı ses oyunlarına katılmaması, işaret parmağıyla göstermemesi. Bazı çocuklarda ise bir buçuk ile iki yaş arasında, daha önce kazanılmış sözcüklerin ya da sosyal becerilerin kaybolduğu görülür. Bu dönemde fark edilen her endişe, “bekleyelim” denmeden değerlendirilmelidir.
Okul öncesi dönemde otizmin işaretleri daha belirgin hâle gelebilir: akranlarla oyuna katılmama, oyunun aynı kalıplarla tekrarlanması, konuşmanın varsa yankılama biçiminde olması, rutinler bozulduğunda uzun süren öfke nöbetleri. Kreşe başlama, çoğu ailenin bu farklılıkları ilk kez belirgin biçimde gördüğü dönemdir.
Dil becerileri gelişmiş otistik çocuklar okul çağında arkadaşlık kurmakta, grup çalışmalarında ve teneffüs gibi yapılandırılmamış ortamlarda zorlanabilir. Ergenlikte sosyal ilişkilerin karmaşıklaşmasıyla birlikte yalnızlık, kaygı ve depresyon riski artar. Bu dönemde gencin kendini tanıması ve kendi ihtiyaçlarını ifade edebilmesi için destek çok değerlidir.
Otizm yetişkinlikte de sürer. Bazı kişiler ilk kez yetişkin yaşta tanı alır; çoğu zaman yıllarca “farklı” hissettikten sonra. Yetişkin otistik bireylerin iş, ilişki ve bağımsız yaşam alanlarında aldıkları destek, yaşam kalitelerini belirgin biçimde artırır.
Otizm tanısı tek bir testle değil, birkaç bilgi kaynağının bir araya getirilmesiyle konur. Ailenin anlattığı gelişim öyküsü, çocuğun muayenede gözlenmesi, kreş ya da okuldan alınan bilgiler ve yapılandırılmış gözlem araçları birlikte değerlendirilir. Bu araçlardan biri olan ADOS-2, çocuğun yaşına ve dil düzeyine uygun etkinliklerle sosyal iletişimin standart biçimde gözlenmesini sağlar. İşitme testi, gelişim değerlendirmesi ve gerektiğinde genetik inceleme de sürecin bir parçası olabilir.
Bebeklik ve erken çocukluk döneminde beyin, öğrenmeye en açık olduğu dönemdedir. Bu nedenle otizm şüphesi olan bir çocukta desteğin tanı kesinleşmeden bile başlaması önerilir. Erken destek programları; dil ve iletişim becerilerini, oyun ve taklit becerilerini, sosyal etkileşimi ve günlük yaşam becerilerini hedefler. Bu programların önemli bir kısmı ebeveynlerin günlük yaşamda uygulayabileceği yöntemleri içerir; çünkü çocuğun en çok vakit geçirdiği yer evidir. Ailelerin bu süreçte desteklenmesi için ebeveyn danışmanlığı önemli bir yer tutar.
Otistik çocuklarda dikkat eksikliği, kaygı, uyku sorunları, beslenme seçiciliği, kabızlık gibi sindirim sorunları ve bazı çocuklarda epilepsi görülebilir. Bu durumlar çocuğun günlük yaşamını ve öğrenmesini etkileyebilir; tanınmaları ve tedavi edilmeleri önemlidir. Bazı durumlarda uyku, kaygı ya da yoğun öfke patlamaları için ilaç tedavisi planın bir parçası olabilir.
Çocuklarının otistik olduğunu öğrenen aileler çoğu zaman karışık duygular yaşar: şaşkınlık, üzüntü, endişe, bazen de “Demek ki haklıymışım” diyerek bir tür rahatlama. Bu duyguların hepsi olağandır. Tanının ardından ilk haftalarda ailelerin en çok ihtiyaç duyduğu şey, açık ve anlaşılır bilgi ile atılacak ilk adımların netleşmesidir. Hangi eğitim ve terapi programlarına başvurulacağı, okul ya da kreşle nasıl iletişim kurulacağı, evde günlük yaşamın nasıl düzenleneceği adım adım planlanır. Aynı süreçten geçmiş ailelerle tanışmak da pek çok ebeveyne güç verir.
Otistik bir çocuğun ergenlik ve yetişkinlik dönemine hazırlanması erken yaşlarda başlar. Kendi bakımını üstlenme, para kullanma, toplu taşıma, bir işi baştan sona tamamlama ve ihtiyacını ifade etme gibi beceriler, yaşına uygun biçimde adım adım öğretilir. Ergenlikte bedensel değişiklikler, mahremiyet ve güvenli ilişkiler gibi konuların açık ve somut bir dille anlatılması önemlidir. Yetişkinliğe geçişte meslek eğitimi, istihdam desteği ve bağımsız yaşam becerileri planın merkezine yerleşir.
Hayır. Kapsamlı bilimsel çalışmalar aşılar ile otizm arasında bir bağlantı olmadığını göstermiştir.
İlk işaretler çoğu zaman iki yaşından önce fark edilir; güvenilir bir değerlendirme bu yaşlarda yapılabilir. Daha hafif tablolar okul çağında ya da yetişkinlikte anlaşılabilir.
Pek çok otistik çocuk konuşmayı öğrenir; bazıları ise işaret, resim ya da cihazlarla iletişim kurar. Erken başlayan dil ve iletişim desteği bu süreci güçlendirir.
Otizmin kendisini ortadan kaldıran bir ilaç bulunmaz. İlaçlar ancak eşlik eden uyku, kaygı, dikkat ya da yoğun davranış sorunları için kullanılabilir.
Pek çok otistik çocuk, gerekli düzenlemeler ve destekle genel eğitim sınıflarında eğitim alabilir. En uygun eğitim ortamı çocuğun ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Çocuk ve ergen psikiyatristi ilk değerlendirme için uygun uzmandır. Gerekli görüldüğünde çocuk nörolojisi, dil ve konuşma terapisti ve özel eğitim uzmanlarıyla birlikte çalışılır.
Kızlarda sosyal güçlükler daha incelikli olabilir ve ilgi alanları yaşıtlarına daha olağan görünebilir; bu nedenle tanı bazen gecikebilir.
Otizm şüphesi doğduğunda, tanı süreci tamamlanmayı beklemeden iletişim ve oyun becerilerini destekleyen çalışmalara başlanabilir.
Otizmde ailesel yatkınlık vardır; kardeşlerin gelişiminin daha yakından izlenmesi önerilir.
Evet. Uykuya dalma ve gece uyanmaları sık görülür; düzenli bir uyku rutini ve gerekirse uzman desteği yardımcı olur.
İletişim bilgilerimiz ve başvuru öncesi küçük bir hazırlık listesi iletişim sayfamızda.