Bir kişinin ya da çok yakınındaki birinin yaşamının ya da bedensel bütünlüğünün ciddi bir tehlike altına girdiği olaylar travmatik yaşantı olarak adlandırılır. Deprem, sel ve yangın gibi afetler, trafik ve iş kazaları, saldırı ve şiddet, istismar, bir yakının ani kaybı, ağır bir hastalık ya da yoğun bakım deneyimi bu olaylara örnektir. Olayı doğrudan yaşamak kadar, başka birinin başına geldiğine tanık olmak ya da çok sevilen birinin yaşadığını öğrenmek de travmatik etki yaratabilir.
Travmatik bir olay yaşayan herkes travma sonrası stres bozukluğu geliştirmez. Pek çok kişi, ilk haftalardaki yoğun tepkilerin ardından zamanla toparlanır. Olayın şiddeti, kişinin önceki yaşantıları, olaydan sonra aldığı destek ve kişisel yatkınlıklar, kimin daha uzun süre etkileneceğini belirler.
| İlk haftalardaki doğal tepki | Travma sonrası stres bozukluğu | |
|---|---|---|
| Süre | Günler ile birkaç hafta | Bir aydan uzun |
| Seyir | Zamanla hafifler | Sürer ya da artar |
| Günlük yaşam | Kısa süre etkilenir | Uzun süre belirgin biçimde kısıtlanır |
| Kaçınma | Sınırlı | Genişler, yaşam alanını daraltır |
Küçük çocuklar yaşadıklarını sözcüklerle anlatamadıkları için tepkilerini davranışlarıyla gösterir. Olayı oyunlarında tekrar tekrar canlandırmak, gece korkuları ve kâbuslar, ebeveyninden ayrılmak istememe, altını yeniden ıslatma ya da parmak emme gibi daha küçük yaşa özgü davranışlara dönme, yeni korkular ve öfke patlamaları sık görülür.
Okul çağındaki çocuklar olayın tekrar olacağından korkabilir, yaşananlardan kendilerini sorumlu tutabilir. Karın ve baş ağrıları, okulda dikkat dağınıklığı, ders başarısında düşüş, arkadaşlarından uzaklaşma ve olayla ilgili sürekli sorular sorma görülebilir.
Ergenlerde travma tepkileri içe kapanma, umutsuzluk, öfke, riskli davranışlar, alkol ya da madde kullanımı ve kendine zarar verme biçiminde ortaya çıkabilir. Ergenler yaşadıklarını ailelerinden saklayabilir ya da akranlarıyla paylaşmayı tercih edebilir. Bu dönemde gencin güvendiği bir yetişkinle konuşabilmesi çok önemlidir.
Yetişkinlerde kâbuslar, irkilme, olayı hatırlatan yerlerden kaçınma, iş ve aile yaşamında aksama, duygusal uyuşukluk ve sinirlilik sık görülür. Bazı yetişkinler uyumak ya da sakinleşmek için alkole başvurur. Ebeveyn olan yetişkinler hem kendi tepkileriyle hem de çocuklarının tepkileriyle baş etmek zorunda kalabilir; bu durum ek bir yük yaratır.
İleri yaştaki kişilerde travma sonrası tepkiler, uykusuzluk, bedensel yakınmalar, unutkanlık ve içe kapanma şeklinde görülebilir. Afet ya da kayıp sonrasında evden, alışılmış çevreden ve sosyal destekten kopmak, yaşlı bireyler için ayrıca zorlayıcıdır. Daha önceki yıllarda yaşanmış travmaların yeni bir olayla yeniden canlanması da görülebilir.
Olaydan hemen sonraki günlerde en önemli şey güvenliğin ve temel ihtiyaçların sağlanmasıdır. Ardından günlük düzenin, yani uyku, yemek ve okul ya da iş saatlerinin olabildiğince korunması iyileşmeyi destekler. Çocuklara yaşlarına uygun, kısa ve doğru açıklamalar yapmak, onların kafasındaki boşlukları korkutucu hayallerle doldurmalarını önler. Haber görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesi sınırlanmalıdır. Kişiyi konuşmaya zorlamadan, anlatmak istediğinde dinlemeye hazır olmak gerekir. Yetişkinlerin kendi tepkilerini fark etmesi ve gerektiğinde destek alması, çocuklarına da güçlü bir örnek olur.
Olaydan sonra bir ay geçmesine rağmen kâbuslar, istem dışı anılar, kaçınma ve sürekli tetikte olma sürüyorsa, okul ya da iş yaşamı aksıyorsa, alkol kullanımı arttıysa ya da kendine zarar verme düşünceleri varsa bir psikiyatri değerlendirmesi yapılmalıdır. Kendine zarar verme riski olan durumlarda beklemeden acil yardım alınmalıdır.
Travma sonrası stres bozukluğunda en etkili tedaviler travma odaklı psikoterapilerdir. Travma odaklı bilişsel davranışçı terapi, kişinin sakinleşme becerileri kazanmasını, yaşadıklarını güvenli bir ortamda adım adım ele almasını ve olayla ilgili olumsuz inançlarını sınamasını sağlar. EMDR ise sarsıcı anıların iki yönlü uyaranlar eşliğinde yeniden işlenmesine dayanır. Küçük çocuklarda ebeveynin tedaviye katılması çok önemlidir. Eşlik eden depresyon, yoğun kaygı ya da ağır uyku sorunlarında ilaç tedavisi terapiyle birlikte planlanabilir.
Travmatik bir olayın ardından okula ya da işe dönüş, iyileşmenin önemli bir adımıdır. Uzun süre evde kalmak kaçınmayı pekiştirebilir; bu nedenle güvenlik sağlandıktan sonra olağan düzene kademeli olarak dönmek önerilir. Öğretmenlerin ya da yöneticilerin durumdan haberdar olması, ilk haftalarda yaşanabilecek dikkat dağınıklığı, yorgunluk ve ani duygusal tepkilerin anlayışla karşılanmasını sağlar. Çocuklar için kısa süreli ders yükü azaltımı, sınavların ertelenmesi ya da sınıfta güvendiği bir arkadaşının yanına oturtulması gibi küçük düzenlemeler çok işe yarar. Yetişkinlerde ise işe dönüşün yarım günlerle başlaması ya da olayı hatırlatan görevlerin bir süre başkasına verilmesi konuşulabilir.
Travma sonrası dönemde uyku çoğu zaman ilk etkilenen alandır. Uykuya dalmakta zorlanma, sık uyanma ve kâbuslar gün içindeki yorgunluğu ve sinirliliği artırır. Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, akşam saatlerinde kafeinli içecekleri ve ekranı azaltmak, yatmadan önce kısa bir gevşeme alıştırması yapmak yararlıdır. Çocuklarda yatma saatinde ebeveynin bir süre yanında kalması ve gece lambası gibi güven veren küçük düzenlemeler kabul edilebilir; bunlar zamanla azaltılır. Düzenli fiziksel hareket, hem uykuyu hem de bedendeki gerginliği olumlu etkiler.
Bir yakının ani kaybı, hem travmatik bir olay hem de derin bir yas yaşantısıdır. Bu durumda kişi bir yandan kaybın acısını yaşarken, bir yandan da ölümün koşullarına ilişkin görüntülerle mücadele edebilir. Travma belirtileri yasın doğal seyrini zorlaştırabilir; bu nedenle tedavide önce travmatik anılar ele alınır, ardından yas sürecine alan açılır.
Evet. Bazı kişilerde belirtiler gecikmeli başlar. Olayın yıl dönümleri ve benzer olaylara ilişkin haberler de belirtileri yeniden canlandırabilir.
Yaşına uygun, kısa ve doğru bir açıklama yapmak, belirsizlikten daha az korkutucudur. Çocuğun sorularını yanıtlamaya hazır olmak yeterlidir.
Kişinin hazır olduğu hızda, güvenli bir ortamda konuşmak iyileşmeye yardımcı olur. Zorla anlattırmak ise önerilmez.
Tek bir olaydan sonra gelişen tablolarda birkaç ay süren terapi çoğu zaman yeterlidir. Tekrarlayan ve uzun süreli travmalarda süreç daha uzun olabilir.
Hayır. Pek çok kişi destekleyici bir ortamda kendiliğinden toparlanır. Belirtileri süren ya da günlük yaşamı belirgin biçimde etkilenen kişiler için profesyonel destek önerilir.
Küçük çocukların yaşadıklarını oyunla işlemesi olağandır. Oyun haftalar içinde çeşitlenip rahatlatıcı bir hâl alıyorsa kaygı verici değildir. Aynı sahne katı biçimde tekrarlanıyor ve çocuk her seferinde daha çok korkuyorsa değerlendirme önerilir.
İletişim bilgilerimiz ve başvuru öncesi küçük bir hazırlık listesi iletişim sayfamızda.